Varicella zoster, nam-ı diyar suçiçeği. Suçiçeği, bir mikrop değil virüs türü olup tıp dilinde “Varicella zoster” olarak adlandırılmaktadır. Hayatında bir kez suçiçeği geçirmiş olanlar bilir. Çocukluk karabasanlarından biri olarak hafızalarımızda yerini almış olan bir hastalık türüdür kendisi. Maalesef özellikle 15 yaş ve altındaki çocuklarda görülen suçiçeği, yüzde ve vücutta kabarcıklar ve kızarıklıklar olarak gösterir kendini. Bu kızarık kabarcıkların içi su ile dolu olup yoğun kaşıntı halinde hastalığı geçirmenize neden olur.  Kızarık kabarcıkların yanı sıra ateş, halsizlik ve burun akıntısı gibi belirtiler de görülebilir. Buna ek olarak hastalık, diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi genel olarak kış aylarının sonu ve bahar aylarının başlangıcında yani mevsim değişikliklerinin olduğu dönemde ortaya çıkmaktadır.

Suçiçeği Nedir

Virüs, hasta kişinin öksürmesi ile havada asılı kalır. Bu asılı kalma süresi 2 saat sürebildiği için ortamdaki herkes bu virüsten etkilenebilir. Virüsü hava yardımı ile teneffüs eden kişiler lenf bezlerine yapışan bu virüs ile yaşamaya başlarlar. 4 günlük bir kuluçka süresinden hemen sonra 7. Günde karaciğer ve dalak gibi organlara hızla yayılan virüs, 14. güne gelindiğinde ise halsizlik, ateş, kırmızı kabarcıklar ve kaşıntı gibi belirtiler ile kendini göstermeye başlar. Hastalık, ortalama 5-10 gün arasında sürmektedir. Başlangıçta şiddetli olarak başlayıp ilerleyen günlerde hızını yavaşlatarak devam eder ve 10 gün sonunda tamamen ortadan kalkar. Genel olarak bakıldığında hastalık, ölümcül bir tehlike içermemektedir. Ancak gerekli tedavi adımları uygulanmadığı sürece dolaylı tehlikeli sorunlar oluşabilmektedir. Mevzu bahis çocuklar ve onların güçlenmemiş bağışıklık sistemleri olunca suçiçeği çok da hafife alınmaması gereken bir hastalık oluyor. Bu yüzden hastalığın belirtilerinin ortaya çıkması ile birlikte acilen uzman kontrolünde tedavi uygulamalarının başlatılması gerekiyor. Peki, suçiçeğinin tedavisi nasıldır? Tedavi sürecinde nelere dikkat etmek gerekir? İşte sizin için suçiçeği tedavisinde uygulanan adımları ve dikkat edilmesi gereken noktaları derlediğimiz yazımız…

Suçiçeği Nasıl Tedavi Edilir?

Suçiçeği tedavisinde öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken husus, hastanın bağışıklık sisteminin güçlü olup olmadığıdır; Çünkü güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olan bünye, her ne kadar hastalığa yakalanmış olsa da virüsle kendi döngüsünde mücadele edebilecek durumdadır. Dolayısıyla bağışıklık sistemi güçlü olan hasta için antibiyotik tedavisine gerek kalmayacaktır. Bu noktada bir ara verip antibiyotik konusunda kısa bir bilgilendirmede bulunmakta yarar görüyoruz. Antibiyotik, her hastalıkta hatta her ağrılı durumda alınabilecek bir ilaç değildir. Vücutta sorun yaşanan bölgenin tedavisinde süreci hızlandırıcı ve etkin olabilir. Ancak her zaman her bünye için yan etki riski taşımaktadır. Yani mevcut sorunu çözerken vücudun kendi direncini düşürerek farklı sorunların oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden hastalık tedavisinde bünye yeteri kadar güçlü ise hastalık sürecine çok fazla müdahale etmeden kendi akışında ortadan kaybolmasını beklemekte fayda vardır.

İlaç kullanımı, uzman kontrolünde hastalığın belirtilerinin şiddetine göre ayarlanmalıdır. Mevcut kabarıklıklar, kaşıntıya sebebiyet vereceğinden eğer kaşıntılar yüksek miktarda değilse doktorunuzun vereceği bir losyon ile rahatlama sağlamak mümkün olabilir. Kaşıntı miktarı fazla ve rahatsız edici düzeyde ise ona uygun hap tedavisine başlanmalıdır. Suçiçeği belirtilerinden biri de ateştir. Hastalık başlangıcında vücutta ateş çıkması durumunda mutlaka ateş dürücü bir hap kullanılmalıdır. Ateş düşürücü etkisi dolayısıyla birçokları hastane ya da uzman görüşüne başvurmadan aspirin kullanmayı tercih edebiliyor. Ancak ateş dürücü ilaç olarak sıkça kullanılan aspirinin, bu hastalıkta kullanılması uzmanlar tarafından tavsiye edilmemektedir. Bilinç kaybı gibi etkilere yol açabilecek olan aspirini mümkün mertebe çocuklarda kullanmamaya özen gösterilmesi gerekiyor.

su çiçeği

Hastalığın ilaç tedavisine ek olarak kaşıntı ve enfeksiyon riskini ya da yoğunluğunu azaltmak adına hastanın çok sıcak ortamlarda bulunmamasına dikkat edilebilir. Yine hastanın ılık su ile banyo yapması kaşıntının yarattığı huzursuzluk veren hissin ortadan kalkmasında yardımcı olabilir.

Suçiçeği hastalığı için merak edilen konulardan biri de hastalığın kendisini devam ettirip ettirmediği yönündedir. Genel olarak bakıldığında hastalık, çocukluk ya da ergenlik döneminde kendini gösterip atlatılan bir hastalık türüdür. Yalnız burada önemli olan husus,  virüsün vücutta kalmaya devam etmesidir. Suçiçeği virüsü, hastalığın ortaya çıkıp sonra etkisini yitirmesinin ardından vücutta uyku haline geçer. Bu virüs, düşük bir ihtimal dâhilinde olsa da 50’li yaşlara gelindiğinde herpes (zona) virüsü olarak tekrar uykudan uyanıp başka bir hastalığa yol açabilir. Zona adı verilen bu hastalık, bulaşıcı bir özelliğe sahip olmamasının yanında çok ağır ya da hafif şiddette atlatılatılabilmektedir.  Hastalık, cinsiyet, yapısal özellik gözetmeden hemen herkesin geçirebileceği bir hastalıktır. Özellikle bağışıklık sisteminin çökmüş olduğu dönemlerde ya da yoğun stres etkisiyle ortaya çıkan bu hastalık, tek taraflı döküntü olarak kendini göstermektedir. Bu noktada belirtilmesi gereken bir konu var ki o da zona olan bir kişi daha önce suçiçeği hastalığını geçirmemiş bir kişi ise mevcut zona hastalığının suçiçeğine dönüşme ihtimali oldukça yüksek bir ihtimaldir.