2009 yılından beri POSTA Gazetesi’ndeki ‘SON ÜTÜCÜ’ köşesinde moda ve mizah yazıları yazan, eleştirileriyle dikkatleri üzerine çeken, Moda tasarımında hem kadın, hem de erkek giyimi üzerine uzmanlık yapan Huban Ayşem’i daha yakından tanımak ister misiniz?

Huban Ayşem Röportajımız

Sizi biraz tanıyabilir miyiz, Huban Ayşem kimdir?

Saint Benoit Fransız Lisesi’nden sonra İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Fashion Institute Technology ile ortaklaşa yürüttüğü çift lisans programında moda tasarım eğitimi aldım. Daha sonra eğitimimi Paris’te sürdürmeye karar verip Esmod’a devam ettim. Paris’te yaşarken bir moda dergisinde styling ve genel yayın yönetmeni asistanlığı yaparak çalışmaya başladım. Aynı dönemde Sorbonne Üniversitesi’nde kültürel medya master programına devam ediyordum. Okul hayatım bitince de uzun süre Paris’te yaşamaya devam ettim.

– Moda tasarım bölümünü bitirdikten sonra eleştirmenlik süreci nasıl başladı?

Paris’te dergide çalıştığım yıllarda İstanbul’a bir gelişimde buradaki yayın kuruluşlarıyla ortak proje yürütmek için görüşmeler yapmaya başladım. Genel olarak girişken bir yapım var. Dergimi kolumun altına alıp kendimi tanıtmaya gidiyordum. Neler yaptığımı anlatıp, Paris’te çalıştığım arkadaşlarımla Türkiye’deki dergilere neler sunabileceğimizi konuşuyorduk. O sırada POSTA Gazetesi’nde daha önceden tanıdığım Mehmet Coşkundeniz’i ziyarete gittim. Gazetenin yazı işleri toplantısına davet ettiler beni. Bütün yazı işleri ekibiyle o gün tanıştık ve iyi anlaştık. Aynı toplantıda POSTA’nın Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, gazeteye Paris’ten moda yazıları yazmamı teklif etti. Ben de bu fırsatın üstüne atladım. Akabinde uzun süredir aklımda olan ‘Son Ütücü’ köşesini de hayata geçirdik.

huban ayşem

 

– Eleştirilerinizden dolayı kötü tepkilerle de karşılaşıyor musunuz?

Aldığım geri dönüşler genellikle hep olumlu. Eleştirdiğim kişiler yazılarımı büyük bir olgunlukla karşılayıp gülüyor ve geçiyor. Ben olsam ben de aynısını yapardım. Çok nadiren sitem eden de oluyor ama onu bile lisan-ı münasiple yapıyorlar. Bugüne kadar sadece bir defa saygısızlıkla karşılaştım. Herkesin 3 tahmin hakkında kolayca bileceği bir iş adamıydı. Bir şekilde bana telefonla ulaştı, aramızda hoş olmayan bir diyalog geçti. Daha doğrusu ben cevap dahi vermedim, sadece dinledim, monolog oldu. Telefonu kapattıktan sonra haddini aştığını farkedip pişman oldu. Tekrar arayıp özür diledi ardından da özür çiçeği gönderdi. Konuyu kapattık.

– Televizyon deneyiminiz de oldu, bundan sonraki süreçte sizi tekrar ekranlarda görebilecek miyiz?

huban ayşem

 

Televizyon için bundan sonrası ne getirir bilmiyorum. Çünkü televizyon sektöründe en önemli şey doğru format. Şu sıralar kanallarda evlilik programı furyası var. Beni tekrar ekranda görseniz bile bunun evlenme programında olmayacağı kesin!

– Bir yandan gazetede köşe yazarlığına devam ediyor ama sosyal medyayı da çok aktif kullanıyorsunuz. İkisi birbirini besliyor mu? Sosyal medyada da bu kadar başarılı olmanızın sırrı nedir?

Sosyal medyayı kullanmaya televizyonda program yaparken başladım. Yani çok geç girdim bu ‘işe’. Ama çok eğlenerek kullanıyorum. Sanırım insanlar da bunu farkediyor, o yüzden seviyor. Paylaşımlarım alışılmıştan biraz farklı olduğu için ilgi gördü. Instagram hesabımla POSTA’daki Son Ütücü köşem kesinlikle içiçe ilerliyor. Zaten sosyal medyada sarkastik ve ironik bir paylaşım yaparken köşemi yazıyormuş gibi hissediyorum. İki mecrada da modaya mizahi yönden yaklaşıyorum.

– Sizin için son trendler nelerdir?

Şu sıralar en büyük önceliğim rahatlık. Giyim konusunda her zaman dönemlerim vardır. Bazen 7/24 tip-top kıyafetlerle yüksek ökçeler üzerinde yaşarım, bazı zamanlar ayağımdan düz pabuçları ve botları çıkaramazsınız. Şu sıralar yine o ‘düz’ dönemdeyim. Sezonun bol, rahat ve salaş giyime yönelik trendi de işime geldi açıkçası.

– En çok tercih ettiğiniz dünya markaları hangileri?

Givenchy benim tarzıma çok uygun. The Kooples, Acne, Balmain, Valentino ve şu sıralar Iro en çok alışveriş ettiğim markalar. Aldığım en pahalı parçalar Hermes çanta. Çünkü evladiyelik ve zamansız şeyler aldığımı biliyorum. Paris’te yaşarken Zara ve H&M vazgeçmediğim ikiliydi. İstanbul’a taşınınca onların yerini yerli markalar aldı. Koton sağolsun, artık H&M’in kapısından bile girmiyorum. Twist ve İpekyol da sevdiğim markalardan.

– Bu işi yapmak isteyen okuyucularımız için tavsiyelerinizi alabilir miyiz?

Ben çok okuyan ve araştıran bir yapıya sahibim. Okumaktan kastım sadece kitap değil. Bir masada bilmediğim bir konu geçtiyse anında telefonuma not eder daha sonra o alanda araştırmalar yapıp, makaleler okurum. Gerekli, gereksiz her şeyi okuyorum. Bu işin en önemli yanı birikim ve dile hakimiyet. Bir şeyi eleştirirken neyi eleştirdiğini bilmek zorundasın.

– Bundan sonraki planlarınızı da öğrenebilir miyiz?

Medya sektörünü çok eğlenceli buluyorum ama ruhen çok yorucu. Hal böyleyken kafamdaki fikirler de iki farklı uçta seyrediyor. Hangilerini hayata geçireceğimi ben de henüz bilmiyorum, hayatın akışıyla göreceğim.