Hormonlarla ilgili bir sorununuz varsa hangi diyeti yaptığınızın, hangi egzersizi uyguladığınızın ve bu konudaki çabalarınızın tümü anlamsız hale gelebiliyor. Hormonel bozukluk yaşayan kişiler ne yazık ki kilo verme konusunda çok zorlanabiliyor.

Hormonel Bozukluk ve Kilo Verme İlişkisi

Adet döneminizin yaklaştığını, tatlı krizlerinden mi anlıyorsunuz? İştahınızı kontrol edemiyor ve sofradan kalkar kalkmaz yeniden mi acıkıyorsunuz? Uykusuz günlerinizde daha fazla mı karbonhidrat tüketiyorsunuz? Diyete  rağmen kilonuz kıpırdamıyor ve yataktan çıkamayacak kadar tembel mi hissediyorsunuz? Bunların hepsine hormonlar neden oluyor. Yani adet dönemlerinde kadınlık hormonu östrojen ve progesteron arasındaki denge.

Hormonel Bozukluk

Kan şekeri ve iştahı kontrol eden insülin, rahat ve huzurlu bir uyku için melatonin, metabolik hızı yöneten tiroid, yukarıdaki şikayetlerle ilgili bazı hormonlar. Üstelik yukarıda  bahsettiğimiz hormonlardan sadece bir tanesi bile bazen obezitenin tek sebebi olabiliyorken hormonel bozukluk yaşayan bazı bireylerde dört durumu da aynı anda görebiliyoruz.

Aslında; aç kalmak, popüler diyetler yapmak, internetteki önerilerden medet ummak, kilo kaybetmek yerine sağlığı kaybetmeye sebep olabilir. En doğru yol, bir hekim ve diyetisyen yönetiminde şikayetlerinize çözüm bulmak. Amacı doğru belirlemek ve bunu bir yarış değil yolculuk olarak görmek. Diyet yapmayı seçmek  yerine daha iyi bir yaşamı seçmek hedef olmalı.

Östrojen: Bir çeşit doğal antidepresan. Çünkü mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin üretimini etkiliyor. Düşük östrojen, düşük seratonin demek. Düşük seratonin genellikle karbonhidrat ve şeker bakımından zengin yiyeceklere aşermek demek.

Progesteron: İyi hissetme halini etkileyen bir başka hormon. Stresli olduğunuz zaman vücudunuzda bu hormon azalıyor. Östrojen ve progesteron arasındaki denge çok önemli çünkü seratonin ruh halini iyileştirirken progesteron vücudu gevşetiyor. Kısacası bu iki hormonun ruh hali üzerinde zıt ancak birbirini tamamlayıcı etkisi var. Adet döngüsünün ikinci yarısında östrojen progesterona oranla en düşük halindedir ve bu zaman dilimi ruh halindeki oynamaların, aşermelerin en yoğun yaşandığı dönemdir.

Uykunun Kilo Vermeyle Olan İlişkisi

Melatonin: Uyumamıza yardımcı olur. Düşük seratoninle düşük melatonin aynı anlama gelir. Pek çoğumuz günlük koşturma nedeniyle zaten fazla uyuyamıyor. Uyumayı zorlaştıran durumlardan biri de yetersiz seviyedeki melatonin. Bu da stres hormonlarını artırıyor. Daha çok stres daha fazla aşerme demek ve ayrıca daha fazla stres hormonu daha fazla yağ depolanması anlamına geliyor. Son çalışmalarda, melatonin hormonu için obeziteye karşı koruyucu etki yapabilme ihtimalinden bahsediliyor.  Az uyuyanlar ve uykusuzluk çekenler gün içinde daha fazla yemek  yiyebiliyor.

İnsülin: Peki neden özellikle de adet dönemindeki bu aşermeler karşısında pes edip kendimizi birazcık karbonhidratla teselli etmiyoruz? Çünkü bunu yapınca kan şekeri seviyelerinde ani oynamalar, insülin seviyesini artırıyor. Pankreastan aşırı insülin salınımı, hem iştahı hem de yağ depolamayı tetikliyor. Özellikle de bel bölgesinde yağlanması olanlar yani abdominal obezite görüntüsündeki bireyler, bu anlamda risk altında. Kilo sorunu olanların mutlaka insülin direncine karşı tahlil ve tetkik  yaptırmış olmaları gerekiyor.
Tiroid hormonu: Pek çoğunuzun bildiği gibi fazla veya az çalışması halinde metabolik hızı etkiliyor. Hipotiroidi yani yavaş  çalışan tiroid, bireyin kilolu olmasının sebebi. Hızlı çalışan tiroid  beziyse ani zayıflıkla yanında  birçok sağlık sorununu beraberinde getiriyor.