Aç Olan Bedeniniz Mi Yoksa Duygularınız mı başlığı aklınıza şunu getirebilir: Duygusal açlık fiziksel açlığın önüne geçip şekil değiştirebilir mi? Cevap veriyorum bu çoğunlukla tam da düşündüğünüz gibidir yani “Evet”. Peki bunu nereden anlarız?

Duygusal Açlık ve Fiziksel Açlık

Dünya’daki ve Türkiye’deki obezite oranları gün geçtikçe artarken, diyet yapan insan sayısı da doğru orantılı bir biçimde artmaktadır. Piyasada daha fazla light ürün, daha fazla seçenek, daha fazla çözüm varken ve insanlar sağlıklı beslenme ve yaşam konusunda bilinçlenirken bu orandaki artışın nedeni ne olabilir? Beslenmeye bağlı kronik hastalık riski ve hastalıkların oluşum oranlarında da ciddi bir yükseliş görmekteyiz. Tüm bunlar düşünüldüğünde durum bedensel açlığın ve bedeni beslemenin çok ötesinde görünüyor.

Duygusal Açlık

Söz konusu sağlıklı beslenme olunca konuya kesinlikle holistik açıdan yaklaşımın doğru olacağına inanmaktayım. Tek başına beslenme ya da tek başına fiziksel altivite uzun vadede kalıcı çözümler getiremez. Öncelikle kişinin kendi beslenme karakterini oluşturuyor olması gerekmektedir. Bunu yaparken sevdiği, sevmediği, ona iyi gelen ya da rahatsız eden yiyeceklerin bir listesi yapılmalı, sonrasında hayat tarzı göz önüne alınmalıdır. Örneğin, sürekli arabada seyahat eden bir kişiye otur üç öğün salata ye demek gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.

Günlük Beslenme Planı Belirleme

Beslenme karakterini belirledik, doğru besinleri seçtik, şimdi sıra geldi bunları doğru sırada, zamanda ve miktarda tüketmeye… Bu noktada bir beslenme uzmanıyla beraber günlük beslenme planınızı oluşturabilirsiniz. Bir süre sonra kendi kendinizin beslenme koçu olacağından hiç kuşkum yok.

Tüm bunları yaptıktan sonra her şey kusursuz ilerleyebilir, ancak altta yatan negatif duygular, bilinçaltı kayıtları ve inançlar sizi bu yoldan alı koymak için var gücüyle sol omzunuzdan konuşmaya başlar: “diyet yapıp ne yapacaksın, bir kere geldik dünyaya yiyelim, daha çok yiyelim hatta daha da çok yiyelim! Çünkü şu hayatta bizi yemek yemekten daha mutlu eden şey ne olabilir ki? Baktık olmuyor yarın başlarız sağlıklı beslenmeye ya da diğer gün elbet bir gün başlayacağız” derken günler günleri kovalar ve bu kısır döngü kimi zaman yıllara yayılır.

Duygusal Açlık

İşte tam bu noktada sizi yemek yemeye iten duyguyu keşfetmeniz oldukça önemlidir. Yiyeceklerle duygusal bağınızı koparmanız ve bu bağın hangi olay tarafından yaratıldığını bulmanız gerekir.

Yıllar önce bir danışanım heyecanla diyete başlamak için bana ulaştı. Ona sordum neden zayıflamak istiyorsun? Bana verdiği cevap: Çünkü erkek arkadaşım kiloma taktı ve beni aşağılıyor! Zayıflayıp ona kendimi ispat edeceğim. Bunu yapalım Aslı hanım hadi!

Kim bilir hayattan buna benzer ne çok hikaye bulabiliriz değil mi?

Sizin kimseye kendinizi onaylatmanız, kimseden onay almanız ya da kendinizi kanıtlamanız gerekmiyor. Bunu sadece kendi sağlığınız ve bedeninize olan sorumluluğunuz için yapmalısınız. Ağır yüklerle başladığınız diyet programlarının bir süre sonra başarısız olmasının ve verilen kiloların geri alınmasının en temel sebebi de budur işte!

Ufak Hedefler Belirlemek Çok Önemli

Yapacağımız şey çok basit kendimize ufak hedefler belirleyeceğiz. Adımlarımız ufak ufak olacak. Kalıcı davranış değişikliği yaratmak istiyorsak bunu biranda yapamayız. Kahvaltı etmiyorsak öncelikle kahvaltıyla güne başlayacağız. Klasik kahvaltı olmak zorunda değil elbet; muzlu süt bile olabilir ya da kuru üzüm ve badem de olabilir. Yeterki metabolizmayı harekete geçirecek ve beyin fonksiyonlarının en verimli şekilde çalışmasını sağlayacak özenle seçilmiş besinler olsun…

Duygusal Açlık

Her hafta ya da her ay koyduğunuz ufak hedefler 1 yılın sonunda size kalıcı zaferler vadediyor olacak. Her zaman söylediğim bir şey var: Her şeyde olduğu gibi diyet yaparken de merkeze sevgiyi koyduğunda (en büyüğü kendine, bedenine olan sevgi) büyük başarılar ile karşılaşıyoruz. Ancak hırs, öfke, güvensizlikle başlanan programlar kişide büyük mutsuzluklar ve tatminsizlikler oluşturuyor. Yeme bozukluklarına kadar götüren bu tip negatif duygular ve takıntılı davranışlar kişiyi uzun vadede çözümsüzlüğe sürükleyebiliyor.

O zaman soruyorum şimdi, aç olan bedeniniz mi yoksa duygularınız mı?

Hepinize kendi potansiyelini keşfedebildiği, farkındalıklarının en üst seviyeye ulaştığı, şekilden çok öze odaklandığı günler ve an’lar diliyorum.