Her zaman merak etmişimdir, bir kadın neden kendini güçsüz hisseder? Eğer etrafınıza dikkatlice bakarsanız, dünyanın dişi olduğunu görürsünüz. Doğa dişidir, üremelidir. Üremezse devamlılığını yitirir. Peki, bu kadar değerli ve mucizevi bir özelliğe sahipken ne ara dişiler kendilerini güçsüz ve önemsiz hissetmeye başladı?

 

Çalışmak artık modern dünyanın getirdiği bir yükümlülük. Her gün işe gitmeli, e-postalara cevap vermeli, gereksiz bir dolu toplantıya girmeli ve sisteme dahil olmalıyız, bunu anlayabiliyorum. Yeni düzen bu şekilde işliyor. Bunun yanında evlenmeli, çocuk yapmalı, bir dolu ihtiyacı da karşılamak gibi paralelinde işleyen bir süreci de yönetmek durumundayız. Bu multitasking dediğimiz durum, kadınlığın doğasında var, kabul edelim. Aynı anda yemek yapabilir, çocuğu gözlemleyebilir, telefonda iş konuşabiliriz. Bu kadar çok örneğe rağmen bizim güçsüz ve niteliksiz olduğumuzu kim kabul ettirmek istiyor, merak ediyorum.

 

Hatırlarsanız Seda’nın eşiyle yani Mert ile yaşadığı süreci sizinle paylaşmıştım. Seda’nın desteği olmaksızın bulunduğu pozisyona ve çevreye hiçbir zaman sahip olamayacak adam; Seda’yı aldatıyor. Üstüne bir de onun güçsüz ve değersiz olduğuna inandırmaya çalışıyor. Bu yaşanan sürece sonradan dahil olmuştuk, biliyorsunuz. Geçmişte neler yaşandığını Seda geçen gece Mervelerde toplandığımızda bizimle paylaştı.

 

Evlendiği günden beri Seda’ya onsuz bir şey yapamayacağını söyleyen Mert; Seda’yı bu konuda ikna etmiş ve tüm hesaplarını, mal varlığını yönetmeye başlamış. Seda’nın babasının öldüğü döneme denk geldiği için Seda bu süreçte kafasını hiçbir konuyla meşgul etmemek için Mert’e inanmış ve koşulsuz teslim olmuş. Aradan belli bir süre geçtikten sonra hesaplardaki tuhaflığı fark etmiş, ancak nedenini çözememiş.

Bir gün yurt dışındaki bir bankadan gelen bir e-postayı yakalamış ve Mert’in belli periyodlarla bu hesaba para aktardığını tespit etmiş. Bizim geleceğimiz için yatırım yapıyor diye düşünmüş. Sesini çıkarmamış ama her e-postayı kendine yönlendirmeyi ihmal etmemiş. Bu aldatma meselesi ortaya çıktığından beri hesaplardaki hareketler iyice yükselmeye başlamış. İlk başta ne yapacağını bilememiş ama daha sonra toparlanıp süreci aile avukatıyla paylaşmış. Üstüne bir de özel bir dedektif ile anlaşmış ve Mert’in her gün neler yaptığını takibe almış. Tabii telefonun iCloud şifresini de kolayca tahmin edebildiği için bir başka cihaza iCloud’u yüklemiş ve Mert’in tüm yazışmalarını da anlık görebileceği bir düzene geçmiş. Şimdi boşanma sürecine hazırlanıyormuş

 

Merve ile ağzımız açık Seda’yı dinlerken bir taraftan da arkadaşımızla gurur duyduğumuzu birbirimize attığımız bakışlardan anlıyorduk. Açıkçası Seda’dan bu kadar büyük adımlar beklemiyordum. Size anlatmıştım; içine kapanık, kendi derdiyle kavrulan, hayatın getirdiği dertleri kendine saklayan ve bir maske ile yaşadığını düşündüğüm arkadaşımın içinde bir amazon kadını varmış da biz bilmiyormuşuz.

 

Tam da şu an Edgar Allan Poe’nun bir sözünü hatırlatmak isterim; Aptallık, yanlış anlama yeteneğidir ve siz erkekler bu yeteneği nasıl kullandığımızı hiçbir zaman bilemeyeceksiniz. Dedim ya dünyayı kadınlar kurtaracak!

 

Yazımı bitirirken sormak istiyorum; siz olsaydınız ne yapardınız? Aptalı oynayıp Mert’i şaşkına mı çevirirdiniz, yoksa dayanamayıp sahip olduğunuz en ufak kanıtta olay mı çıkartırdınız?