“Eğitim” sözcüğü  eğlenceyi çağırıştıran bir kavram olmasa bile  biz  eğitimin içini biraz daha oyunla ve eğlenceyle doldurabilirsek sanırım bu sözcüğü duyan çocuk ders çalışmaktan kaçmak istemeyecektir. Çoğu çocuk için ders çalışmak yorucu ve uzun bir  süreci gerektirir. Genelde yapılacak ödev ya da çalışılacak sınav, öğrencinin ilk defa karşılaştığı bir zorunluluktur. En başta zorunluluk olması da öğrenciyi yıpratabilmektedir. Bu yazıda, geriye dönüp bir şeyleri yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak fikirlerimi sunacağım. Çocuğun bir şeyi alışkanlık haline getirebilmesi için; sürecin başlangıcında desteklenip, gözlenmeli ve teşvik edilmelidir. Ardından sizler de göreceksiniz idrakla edinilen yetiler, beceriler ve alışkanlıklar kolay kolay değiştirilemeyecektir.

Çocuklarınız Eğlenirken Öğrensin

Çocuk Eğitimde Ebeveynlerin Rolü

Çocuklarınızın eğitimiyle birebir ilgileniyorsanız, bu süreçte zor anlar yaşamanız mümkün. Özellikle eğitimin çok yönlü bir boyutu olduğunu düşünürsek farklı farklı alanlarda bilgi ve beceri sahibi olmanız  gerekecektir. Temelde eğitimin başlıca unsurları  eğitimin amacıdır. Eğitimde ilk olarak okula başlayan öğrenciden okuma yazma öğrenmesi beklenir. Bu süreçte yardım almayı isteyen çocuğunuza okuma yazma çalışmaları yaptırmak istersiniz, bu size kolay gibi gözükse de zamanla beklentiniz karşılanmadığında sıkıntılı zamanlar yaşayabilir ve birçok gayret verildikten sonra “Hadi oğlum ama oku, neden okuyamıyorsun?’ gibi sitemkar cümleleri bolca kurabilirsiniz. Oysa zaman zaman “Oğlum aferin ne güzel okuyorsun, sen ne güzel yazdın…”gibi pekiştireçlerden faydalansak.. Özellikle ilkokul çağlarında başlayan bu yorucu ve uzun parkurda ilk olarak öğretilen yazı yazma becerisi şimdilerde konuşulan ve velilerce farklı farklı yorumlanan bir konudur; çünkü yazı yazma akademik başarı için gerekli bir beceridir. Bu bağlamda eğitilen çocuk hem yazar, hem de yazdığını okur. Yazı yazmada çocukların çoğu günümüz okullarında, ortaokula kadar el yazısıyla yazmaları konusunda eğitim alıyorlar. Bu konuda velilerden zaman zaman olumsuz eleştiriler alıyorum. El yazısının neden  zorunlu olduğunu ve  çocuklara gelişimsel anlamda ne kattığını anlamadıklarını söylüyorlar.

İlköğretime yeni başlayan çocukların, küçük kas gelişiminin tam olarak tamamlanmaması nedeniyle el yazısı yazmaya hazır olmadıkları da bir başka araştırma sonucudur. Ancak ülkemizde, bilindiği gibi okullarda okul öncesi eğitimde boyama, çizme çalışmalarıyla çocukların küçük kasları geliştiriliyor. Kalemin sıkı bir şekilde kavranmasını kolaylaştıran, kaymayı azaltan aparatlar kullanılarak bu süreç kolaylaştırılıyor. Ayrıca etrafı kirletir düşüncesiyle çocukların oynamalarına izin vermediğimiz oyun hamurları el ve parmak kaslarının gelişimi için mükemmel bir materyaldir.

Harflerin yerinin  ve yönünün  kavratılması okuma-yazma öğretiniminde hassas bir noktadır. İlkokuldaydım ve hiç unutmam. Öğretmenim sevgili Alev Özbay’ın bana verdiği emek tartışmasız çok değerlidir. Kendisi birgün annemi çağırıp: “Bu çocuk tersinden mi doğdu Ayfer Hanım, “a” ve “b” harfleri sürekli ters yazılıyor” demişti. Her ne kadar okumayı ve yazmayı sınıfta öğrenen ilk öğrenci olsam da uzun bir süre harflerin yazımında sıkıntı çekmiştim. Bu gülümseten anektodu belki sizler de yaşıyorsunuz. Büyük bir sorun olmadığını belirtmek isterim.

 Psikomotor Becerinin Önemi Büyük

Çocuklarınız Eğlenirken Öğrensin

Tecrübelerimden yola çıkarak ifade edebilirim ki yazı erken yaşta öğrenilen ve okumayı söktükten sonra edinilen en önemli eğitim basamağıdır. Psikomotor beceri olan yazı yazma bol tekrar ve çalışma ile unutulmayacak bir beceridir. Bu bağlamda temel eğitimde ve yabancı dil öğreniminde yazı başlıca temel öğedir.

Zaman zaman güzel yazı yazma disiplinini sağlamak güç olabilir. Öğrencilerimden biri spor dallarında ve matematik dersinde oldukça başarılıydı çünkü sayısal zekaya sahipti ancak türkçe dersinde çoğu zaman yazı yazarken sabırsızdı ve konsantrasyonunu sağlamada güçlük yaşıyordu. Ailesi de  bu konuda kendilerine profesyonel yardımda bulunmamı istemişlerdi. Aynı zamanda okulda  el yazısı zorunluydu ve  okulundaki öğretmenleri ‘kargacık burgacık’ diye adlandırdıkları bu yazı ile bitirilmiş ödevleri okumakta güçlük çektiklerini söylüyorlardı. Ödev notlarının altında sürekli yazıda problem olduğunu belirten bir not göze çarpıyordu. Maalesef güzel yazan öğrencilere sempatisi daha fazla olan eğitmenler, iyi yazamayan öğrencilere daha az olumlu bir bakış açısıyla yaklaşıyordu.

Her ne kadar yurt dışında fizyo-terapist ile çalışmalar yaparak bu gibi durumlar iyileştirilmeye çalışılıyor olsa da  ülkemizde henüz böyle bir tutum benimsenememiştir. Öğrencinin ailesi ise çocuklarının bu kadar zorlayıcı bir siteme hazır olmadıklarını düşündükleri için çabalamaktan vazgeçmiş ve her defasında öğrenci bocalamış ve öğretilenleri unutarak başa sarmıştı. Bu nedenle aile ile strateji değişikliği yaparak yeni bir dinleme ve öğrenme etkinliğine başladık. Önce fotokopi kağıtlarının üzerinden çalıştık, yazı çalışmaları yaparak metinler yazdık. Ardından her defasında seçtiğimiz eğlenceli kelimeleri öğrencinin kağıda geçirmesini sağladım. Komik çizgi film karakterlerinin özelliklerini kartonlara yazdık ve resimlerini çizerek süsledik. Mini kara tahta aldık. Öğretmen-öğrenci rollerinde oyunlar oynadık. Sevdiği hayvanların adlarını yazdık. Çalışmaların sonunda yazdıklarını okumasını söyledim.

Çalışmayı doğru bir şekilde yaptığından emin oldum. Yazamadığı durumlarda elini tutarak yazmasını destekledim. Çalışma yapraklarının ve noktalı yazıların üzerinden geçme gibi faaliyetlerde bulunduk. Çocukların çoğunun yarışmayı ve ödülü çok sevdiklerini görüyorum, bu nedenle öğrencimle yazı yazma yarışmaları yaptırdım, eğlenerek öğrendik ve ödüller sayesinde onların akışa güdülenmesini sağladım. Bu ödüllere psikolojide “pekiştireç” adı verilir. Pekiştireç, bir davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran her türlü uyarıcıya verilen addır.  Pekiştireçlerden; spor dalları, konsantrasyon oyunları, terapi ve bireysel eğitim çalışmalarında mutlaka faydalanmalıyız.

Çocuklara Yazıyı Sevdirin!

Çocuklarınız Eğlenirken Öğrensin

Yazı öğretiminde araç-gereç kullanımı önem­li olduğu için öğrenciye ucu iyi açılmış güzel bir kurşun   kalem, sempatik desenlere sahip cici bir defter, iyi silen bir silgi ve kalemtraş edindirmeliyiz. Kalem ve kağıdı nasıl tutması ve kullanması gerektiğini anlatmalıyız. Değerlendirme ve iyi bir iletişim, öğrenci ile aranızda güzel bir bağ kurar. Size güvenmesini sağlar. Bu nedenle yazdığı yazının kalitesini değerlendirin. Okunaklı bulmadığınız yazıyı düzenleyin. Bıktırmadan kısa ama etkili ve eğlenceli tekrarlar yapın. Sert tepkilerle ani çıkışlar yapmak yerine önce bir kısa eğitim, sohbet ve ardından beklentilerinizi belirten bir konuşma ile işe başlayın. Öğrenciyi paylaşıma açık hale getirene kadar böyle devam edin, sonra eleştiri amaçlı yorumlarınızı zamanla iletmeye başlayabilirsiniz. Sonuçta kendi yazısını bile okuyamayan bir öğrenci neden kötü yazmayı bilerek istesin ki? Yalnızca eğitilen öğrenciyi değil, eğitim veren tarafı da değerlendirmek gerekmektedir. Çünkü sıkıcı bir eğitimi kimse istemez. Neden her şey bir kalem ve kağıttan ibaret olsun ki? Yazıyı sevdirmenin eğlenceli yollarını deneyerek çocukları güzel yazmaya alıştırmak zor olmamalı.

Yazı yazmaya aktif olarak başlanan ilkokul birinci sınıf çocukları için velilerine faydalı olmak istediğim için birkaç noktaya daha değineceğim. Yazı yazma bütünsel bir süreç olduğu için ilkokul birinci sınıfta başlıyor. Başarılı olmak için de yazıda akıcılık önemli. Bu akıcılık sayesinde de öğrenci artık otomatikleşerek istenilen bildirgeleri yerine getiriyor. Yavaş yazmak ve karışık yazmak düşünceleri de iyi bir şekilde ifadeye izin vermiyor. Bu yüzden yazı düzeltilmelidir. Zaman zaman öğrenci güzel yazar, zaman zaman eskiyi yineler ve tekrar karışık yazı yazmaya başlar. Bu durumu düzeltmek için takip önemlidir, istikrar önemlidir.

Bazı şeyleri takıntı haline de getirmeyin. Benim her zaman inandığım şey çocuklarınıza güven ve sevgi vermeniz. Her şeyin ilacı ve tedavisindeki merhem ve şifa sevgi ve güven duygusunu onlara yaşatmaktır. Korkmayın, üzülmeyin. Türkiye’deki eğitim maratonu nedeniyle tüm çocuklar yarış halindeler ve bu yarışmada galip gelmek için aileler de maddi ve manevi hazır oluştalar. Bazılarımız gerginliğimize ve stresimize yenik düşeriz. Baskıcı bir ebeveyn haline geliriz. Bu aşamada her şeyin geçeceğini ve geleceğin çok güzel olacağını düşünerek hareket etmeliyiz. Her bireyin yaşadığımız dünyada bir rolü muhakkak vardır. Bu süreçte de baskıcı haller, geri tepmelere ve itmelere neden olacağı için uzak durmamız gereken bir davranıştır.

Eğlenceli eğitimi, her yaşta çocuk için oyunla ilişkilendirmemiz uygun olur.  Küçük yaş gruplarındaki çocuklarımızla oyun oynamayı zaman kaybı olarak görmemeliyiz. Oyun ile geçirilen verimli zaman aranızdaki bağı güçlendirir. Oyunlar yaşa göre değişir. Oyun ve oyunla eğitim çocuğun doğasında vardır. 2 yaşından itibaren başlayan oyun oynama alışkanlığı çocuğun dış dünya ile iletişimini sağlar.

Yazar Hakkında

Gülsah Cagatay

Gülşah A. Çağatay, saygın eğitim kurumlarının çatısı altında çeşitli branşlarda ve en son yöntem ve kuramlarla çocuklara ve gençlere eğitimler vermenin yanı sıra, ebeveynlere de ‘Koçluk’ çalışmaları yapmıştır. Özel Saint-Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi, Yabancı Diller Eğitim Fakültesi, Fransızca Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Uluslararası birçok organizasyonda görev almıştır. Simultane ve ardıl tercüme faaliyetlerinde bulunmuştur. Özel şirketlerde de bu bağlamda çevirmen olarak çalışmıştır. Çağatay; eğitim, danışmanlık, koçluk, kişisel gelişim çalışmaları ve makaleleri ile on binlerce insana ilham vermekte.