Müzik algısı anne karnında başlayıp ölüme dek insanın bütün yaşamı boyunca her yerde ve her an yanımızda olabilen ve yaşamın tümüne etki eden önemli kültürel bir unsurdur. Zaman içinde yaşanan kültürel değişimler, bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesi, düşünsel, yapısal ve ekonomik gelişmeler sonucunda müzik türleri de değişime uğramış ve insan farklılaşan bu müzik türlerinden etkilenmiştir. Kültürel yaşamın en önemli dinamiklerden biri olması nedeniyle müziğin insan hayatındaki yeri ve tesiri önemlidir. Okul öncesi dönemdeki çocukların adeta boş bir kaset gibi duydukları her şeyi kaydettiklerini düşünürsek, etraflarındaki müziksel değişimlerden ve gelişimlerden etkilenmeleri kaçınılmazdır.

Çocuklarda Müzik Algısı

Antik Çağ’dan bu yana düşünürler, doktorlar, psikiyatrlar, psikologlar ve eğitimciler bireyin, zihinsel ve fiziksel gelişiminde müziğin önemli bir yeri olduğunu, eğitim ve tedavi açısından da büyük bir değer taşıdığını savunmuşlardır. Çocuğun doğduğu andan itibaren, hatta anne karnındayken bile dışarıdan gelen seslere tepki gösterdiği bilinmektedir. Çocuklar, büyüme sürecinde duyu organlarının geliştiği süre boyunca dışarıdan gelen seslere ve eylemlere tepkisini belli etmekte, dünyaya geldikten sonra öncelikle yakınındaki sesleri tanımaya başlamaktadırlar. Bu süreçte çocuğun dünyasında ebeveynler, akranlar ve diğer yetişkinler kadar kitle iletişim araçları da önemli bir etkiye sahiptir. Çünkü yaygın olarak kullanılan ve hemen her evde bulunan televizyonlar sayesinde çocuk dünya ile ilgili pek çok bilgiyi öğrenme imkanı bulur. Çocukların duydukları müziklere bedenini uydurma çabaları ve tempoya olan duyarlılıkları onların yaşamında müziğin ne kadar önemli olduğunu kanıtlar. Dolayısıyla, çocukların müziğe bu kadar duyarlı olup kitle iletişim araçlarından duydukları müziklere duyarsız kalmaları beklenemez.

Çocuklarda Müzik Algısı Sanatsal Yeteneklerinin Gelişimine Katkı Sağlar

Her çocuk müziğe aynı ölçüde yetenekli olmayabilir. Fakat bütün çocuklar müziği sevmektedirler ve her yaşta müziğe duyarlıdırlar. Bu duyarlılığın işlenmesi/geliştirilmesi anne-baba ve eğitimcilerin görevidir. Özellikle okulöncesi dönemde duyusal ve ritmik sezgileri uyandırmak gerekmektedir. Çünkü birçok uzmana göre bu dönem, çocukların duyularının ve izlenimlerinin en yoğun olduğu dönemdir. Dolayısıyla okul öncesi dönem, müzik eğitiminin ilk basamağıdır denilebilir. Bu nedenle, çocuğun gelişimine de katkı sağladığı düşünülmektedir. Bu katkılar, çocuğun müziksel becerilerinin geliştirilmesi ve müzik eğitimi yoluyla müzik dışı becerilerinin de geliştirilmesi olmak üzere iki yönlü düşünülmelidir. Müzik eğitimi verildiğinde çocuğun; zihinsel, duygusal, psikolojik gelişimler ile sanatsal yeteneğin gelişimine katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca çocuğun hoş vakit geçirmesi sağlanacak, bu ise çocuğa ruhsal dinginlik sağlayacaktır.

Çocuklarda Müzik Algısı

Çocuklarla birlikte söylenen tekerleme, saymaca, şarkı ya da türküler çocuğun dil gelişimine olumlu katkı sağlar. Çocuğun sözcük dağarcığı gelişir. Akıcı ve güzel konuşmaya başlar. Grupla birlikte yapılan müzik etkinliğinde çocuk arkadaşlarıyla uyum içerisinde şarkı söylemeyi öğrenir. Herhangi bir müzik aletini çalarken enerjisini olumlu bir yönde harcar ve ritim duygusu gelişir. Enstrüman çalarken büyük ve küçük kas motor becerileri gelişir. Müzik eşliğinde dans etmesi neticesinde, bedensel ve psiko-motor gelişimine destek sağlanmış olur.

Müziksel gelişim çocukta ses çıkartma, işitme, algılama, ritim tutma ve ritimle hareket etme, şarkı söyleme, çalgı çalma ve müzik yaratma becerileri olarak ortaya çıkar.

 4 Yaşındaki Çocuklarda Müzik Algısı

Çocuklarda Müzik Algısı

  • Düzeylerine uygun ritmik şiir ve tekerlemeleri, hareketli kısa şarkıları kolaylıkla ezberleyebilir ve zevkle tekrarlayabilirler.
  • Anlamsız kelimelerden oluşmuş şarkıları söylemekten zevk alırlar.
  • Bu yaşın en önemli özelliklerinden birisi de çocuğun belli bir ses tonu edinmeye başlamasıdır. Bu yastaki çocuklar müziğin ana ritmine uygun ritim vuruşları yapabilir ve dans edebilirler.
  • 4 yaş çocuğu sesini giderek artan bir beceriyle kullanır, düzgün ve tonunda şarkı söyleyebildikleri gözlenir.
  • Hareketli, komik ve güncel şarkılar öğrenmekten çok hoşlanırlar.
  • Ritmik ve hareketli şarkıları kolaylıkla ezberleyebilir ve günden güne bunları memnuniyetle tekrar ederler.
  • Bu dönemde yalnız söyleme isteği artar. Çünkü bir şeyleri tek baslarına yapabilmek ve takdir görmekten çok hoşlanırlar.

 5 Yaşındaki Çocuklarda Müzik Algısı

  • Basit dans adımlarını öğrenebilir ve müzikal ritimlere uyum sağlayabilir.
  • Görsel sembollere cevap verebilir.
  • Nota değerlerini ya da sus işaretlerini tanıyarak uygulama yapabilir.
  • Dolayısıyla seviyelerine göre öğretildiği takdirde müziği yazıp okuyabilirler.
  • 5 yaş çocuğu önceki dönemlere göre kelime dağarcıklarını genişlettiklerinden ve artık bildiği kelimeleri anlamlarıyla bütünleştirebildiklerinden şarkı bilgisi derinlik kazanır.
  • Artık sevdiği ve sevmediği şarkılar vardır. Bu yasın en önemli özelliği tekrardan bıkmamaları, aksine tekrardan zevk almalarıdır.
  • Şarkılar söylemek, dans edip alkış tutmak onlar için belki en eğlenceli islerdendir.

Çocuklarda Müzik Algısı

 6 Yaşındaki Çocuklarda Müzik Algısı

  • Özellikle kendi tercih ettikleri şarkıları söylemeyi sevmektedirler.
  • Ritmik becerileri oldukça yüksektir.
  • Ritim kalıplarını ve tempo kavramını anlayarak uygulayabilirler.
  • Vurmalı çalgıları rahatlıkla kullanabilirler.
  • Bu yas çocukları müziksel beceri kazanmaktan hoşlanmaktadırlar.
  • Müziksel bir konuya ilişkin, duygu ve düşüncelerini, sözcüklerle ifade ederler.

4-6 yaş grubu, okul öncesi dönem içerisinde müziksel gelişimin en üst düzeyde olduğu yaş aralığı olduğu görülmektedir. Bu yaş grubu çocukların müziksel yaşantılarında popüler müziğin olumlu/olumsuz   nasıl etkili olduğu sorusunu sormak gerekir. Popüler müzik, biçimsel olarak işleyişe göre belirlenmiş, kitlesel beğeniye göre şekillenen ve tüketilmek üzere kar amacıyla yapılmış müzik türü olarak ifade edilebilir.

Çocuklarda Müzik Algısı

Günümüzde, bireyin biyolojik bir varlık olmaktan çıkararak, toplumun bir üyesi, bir birimi olmasında ve toplumsallaşmasında aile, okul, arkadaş, iş çevresi, çeşitli siyasal ve toplumsal kurum ve kuruluşlar vb. etkenlerin yanında, kitle iletişim araçları da yer almaya başlamıştır. Televizyon, kitle iletişim araçları arasında en yaygın olan ve kitlelere en hızlı şekilde ulaşabilen, dolayısıyla popüler kültürün en fazla yansıtıldığı araçtır. Bu nedenle, çocuğun dolaylı veya dolaysız yoldan etkileşim içerisinde olduğu televizyon, popüler müziğin çocuklara ulaşmasında etkin ve önemli bir role sahiptir.

Çocuklarda Müzik Algısı

  • Popüler müziğin hiçbir sınır tanımadan, insanların ve özellikle çocukların hayatlarına medya aracılığıyla girdiği, akılda kalıcılık özelliği nedeniyle de çabuk benimsendiklerini söyleyebiliriz.
  • Popüler müziğin en önemli özelliği; tekrarlanabilen kolay ezgileri ve akılda kalıcılığı yüksek olan sözleridir. Bu sebeple çocukları üzerinde daha etkili olduğu kabul edilebilir.
  • Anne-babaların müzik algısı ve beğenileri çocuklarını da dolaylı ve istemsiz olarak etkilemektedir.

Okul öncesi dönem çocuklarının popüler müzikten etkilenme düzeyleri düşünüldüğünde popüler müziklerin bu dönem çocukları üzerinde yalnızca “eğitici” amaçla kullanılması ve çocuklar için bu tür eğitici popüler müzikler yapılması önerilebilir.

 

 

 

 

Yazar Hakkında

Güner Ö. Sarıiz

1984 yılında Adana'da doğan Güner Özdoğru Sarıiz, Çukurova Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği programını tamamladıktan sonra 2006 yılında MEB’e öğretmen olarak atanmıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı gençlik kamplarında Kamp Liderliği ve Program Sorumlusu olarak gönüllü çalışmalar yapmaktadır. Çağdaş Drama Derneğinde Yaratıcı/Eğitici Drama Liderliği programını bitiren Sarıiz, yaratıcılık, oyun, ritim, dans ve hareket konulu ulusal ve uluslararası pek çok atölye ve eğitim programına katılmaya devam etmektedir. 4-12 yaş aralığındaki çocuklarla akıl oyunları, hafıza teknikleri, satranç, çocuk yogası, zeka oyunları çalışmaları yapmaktadır. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde ikinci lisans eğitimini sürdürmektedir. Hayata Renk Ver Derneği gönüllü üyesi olarak hastanelerde uzun süreli tedavi gören çocuklara destek çalışmalarına devam etmektedir.