Günümüzün vazgeçilmez kelimesi: Trend.

Her şeyin bir trendi var. Modanın, düğünün, saçın, yemeğin, otomobilin, evin ve tabii ki ilişkilerin… Her konuda bir yenilik söz konusu. Mesela geçen senenin trendi evlilikse bu senenin trendi bekarlık olabiliyor. Ya da online dating geçen sene trendse bu sene görücü usulü trend olabiliyor, iş oralara kadar vardı. Size şaka gibi gelebilir ama kendini yeniliğe adamış o kadar çok insan var ki, bu kadar hızlı değişimi bukalemun bile yapmaz. Sanırım insanlar trend meselesinde de üçe ayrılıyor; hemen adapte olanlar, takip etse de uygulamayanlar, hayretle izleyenler.

Bu sıralamanın bizdeki karşılığı; Merve, Seda ve ben. Merve bir trend avcısı olarak daha konu yayılmadan ilk duyan ve uygulayan kişilerden biri oluyor, ki bu da gurur duyduğu bir özelliği. Seda, Merve’yi markaja aldığı için hemen trendlerden haberdar olup ofiste konuşabileceği yeni bir konu bulduğu için sevinen kişi, ki onun da gurur duyduğu özelliği bu… Benim ise hayret etmem hiçbir zaman bitmiyor.

Şu sıralar kahve sohbetlerinin vazgeçilmezi Sevgililer Günü. Sevgilisi olanlar sevdiğine ne hediye alacağını konuşurken, sevgilisi olmayanlar Anti – Valentine’s Party kovalıyor, birbirlerine önerilerde bulunuyor. Bu senenin trendini söylememe gerek var mı, yoksa tahmin ettiniz mi? Tabii ki Anti – Valentine’s Party! Merve, muhteşem bir ev partisinden bahsederken, Seda bu partiye nasıl dahil olacağını düşünüyor. Yahu “sen evlisin ne işin var partide, eşinle geçir bu geceyi, illa özel bir şey yapmanıza gerek yok. İki kadeh şarap, güzel bir yemek. Daha ne olsun işte” diyorum. “Yok, gideceğim ben” diyor. Üstüne de ekliyor “Lütfen sen de gel, şimdi Merve ortama karışacak, tek kalmayayım partide” diyor. Uzun ısrarlar sonucu kabul ediyorum. Herkes evlere dağılıyor, kendime bir kahve yapıp mutfağı toparlarken düşünüyorum… Kendime bazı sorular sormakta fayda var. İsterseniz siz de bu soruları kendinize sorabilirsiniz.

 

– Sevgilin olmadığı için mutsuz musun Aslı?

– Hayır.

– Sevgilinin olmasını ister misin?

– Evet.

– Peki, sevgilinde aradığın en önemli özellikler neler?

– Güven, huzur, sadakat.

– Anti – Valentine’s Party senin için bir anlam ifade ediyor mu?

– Hayır.

– Peki, Sevgililer Günü bir anlam ifade ediyor mu?

– Hayır.

– Yalnız kalmaktan korkuyor musun?

– Hayır.

 

Derin bir nefes aldım. Demek, özümden bir şey yitirmemişim. Ama beni huzursuz eden bir şeyler var içimde. Mesela Seda’nın durumundan endişe ediyorum. Biliyorsunuz, daha önce bahsetmiştim. Evliliği iyi gitmiyor, hatta yaşadığına evlilik bile demek zor ama neden bulunduğu durumu değiştirmek için bir çaba sarf etmiyor? Umudu mu bitti, ilişkisinde bir gelecek mi görmüyor? E, o zaman neden devam ediyor? Anti – Valentine’s Party’de ne işi var? Trend olduğu için mi gitmek istiyor, yoksa yapacak daha iyi bir şeyi olmadığı için mi?

Kahvemi bitiriyorum, ışıkları kapatıyorum. Akşamın karanlığında evlerden süzülen ışıklara bakıyorum. Acaba kaç kişi mutlu? Kaç kişi kafasını yastığa koyduğunda uyuyabiliyor düşünmeden… Kaç kişi yanında yatan kişiyi “gerçekten” seviyor? Alışkanlık mı, bilinmezlikten, yalnızlıktan korkmak mı?

Dayanamıyorum geç de olsa Seda’yı arıyorum ve aklımdaki soruları soruyorum.

Uzun bir sessizliğin ardından Seda uzaktan, boğuk bir sesle; “Mert’in bir ilişkisi var” diyor. Kıpırdayamıyorum. Sadece “Gerçekten mi” diye sorabiliyorum. Seda “Size söyleyemedim, uzun süredir devam ediyor” diye cevap veriyor. “O yüzden mi Anti – Valentine’s Party’e gitmek istiyorsun” diyorum. Seda buruk bir gülümsemeyle “Eeee, napayım Aslı. Kocanın genç bir kadınla ilişkisi olacak ve sen de hiçbir şey olmamış gibi Anti – Valentine’s Party’e gideceksin. Yeni trend bu” diyor.

Kaç dakika orada öylece kalakaldım, bilmiyorum. Sadece bildiğim tek bir şey var; sağım, solum, önüm, arkam trend…