Kim alışveriş yapmayı sevmez ki? Hele ki bahsettiğimiz kadınlarsa muhtemelen cevabınız  kimse olur. Belki de evden çıkarken kendinize sadece vitrinlere bakmaya gidiyorum diyorsunuz, daha sonra da bir tanecikten birşey olmaz diyip elleriniz dolu eve geri dönüyorsunuz. Buraya kadar herşey tabiki çok normal, ancak alışverişi yapmanızın asıl nedeni rahatlamak, mutlu olmak, güçlü ve kendini diğer insanlardan daha üstün hissetmekse bu ne yazık ki ciddi bir sorundur. Bu noktada alışveriş bağımlılığı konusu yeni bir sorun olarak hayatımıza girmeye başladı.

Herşeyde olması gerektiği gibi alışveriş için de olması gereken bir sınır vardır. Elbette alışveriş yapmayı seviyor olabilirsiniz. Tabiki yeni şeyler giymek, kullanmak sizi mutlu hissettirebilir ama bunu her zaman yapmak, istemek yada canınız her sıkıldığı anda kendinizi alışveriş merkezlerine  atmak istemeniz ne yazık ki masumane bir hobiden fazlasıdır ve ciddi bir sorunun habercisi olabilir..

Aşırı derecede alışveriş bağımlılığı, bilimsel ismi “Onyomani” ve “Kompulsif satın alma” alışkanlığıdır. Kişi; utanç, sıkıntı, suçluluk gibi içsel sorunlarla boğuştuğunda alışveriş yapmayı sıkıntılı ruh hallerinden kurtulmak için bir kaçış vazifesi olarak algılayabilir. İş ve sosyal yaşamını aksatacak derecede hayatında rol alacak aşırı alışveriş düşkünlüğü; kişiyi mutsuz ve doyumsuz ruh haline itebilir.

Alışveriş Bağımlılığı

100 yıllık geçmişe sahip bir hastalık alışveriş bağımlılığı: Onyomani 

  1. yüzyılda baş gösteren alışveriş rahatsızlığı, günümüzde teknolojik gelişmeler ve medya faktörleriyle de geçmişe oranla daha tehlikeli bir konuma ulaşmıştır.

Kısa süreli rahatlama isteği 

Alışverişi, gereksinimlerimizi karşılamak için tabii ki de yapmamız gerekir fakat ihtiyaç duymadığımız çoğu ürüne, yaşam alanlarımızda yer verdiğimiz zaman, kişisel problemlerin yaşandığı apaçık ortada olur. Alışveriş arabasının ağzına kadar dolu olması, paramızın büyük bölümünü alışverişe harcamamız, kısa süreli sevinçler kazandırsa da aynı eşyaları alamayacağımız maddi durumlar baş gösterdiğinde ise suçluluk ve yetersizlik düşünceleri kafamızın içini kurcalar durur.

Psikolojik destek alınması gerekiyor

Psikiyatristler, yaptıkları bilimsel çalışmalarda takıntılı davranışların terapi ya da ilaç yöntemleri ile çözüme kavştuğunu açıklıyor. Bu durumdan şikayetçi olan birey, kendi farkındalığıyla bu rahatsızlığı fark ederse oldukça şanslıdır. Yüksek derecedeki alışveriş yapma rahatsızlığını fark edemeyen bireylere ise yakınındaki kişiler uyarı yapmalı, yol göstermelidirler ve kişinin alanında uzman olan bir doktordan yardım almaları sağlanmalıdır.